(istek kipi, geniş zaman, tamlayan durumu, belirli geçmiş zaman)
BALIĞIN BAŞI
Nasrettin Hoca, bir gün yolculuğa çıkar. Bir adamla tanışır ve arkadaş olur. Bir süre sonra acıkır ve yorulurlar. Bir hana uğramaya karar verirler.
Hancı: "Mutfakta tek bir balıktan başka bir şey yok, onu pişireyim." der.
Hoca: "Bir balıkla yalnızca bir kişi doyar." diye düşünür ve yol arkadaşına "Arkadaş bizim Akşehirliler çok akıllı olur. Niçin bilir misin?" diye sorar.
Adam: "Hayır." diye cevap verir.
Hoca: "Biz her zaman balık tutarız ve yalnız başını yeriz. Balığın başı en değerli yeridir. Balığın gözünü yersin ve sonra çok iyi görürsün. Kulağını yersin çok iyi işitirsin. Beynini yersin ve çok akıllı olursun." der.
Biraz sonra hancı balığı getirir ve adam hemen balığın başını yer. Hoca da balığı yer. Karnını doyurur. Yemekten sonra adam:
"Hoca, sen beni kandırdın, ben hiç doymadım. Sen çok yedin. Ben az. Bundan hiçbir şey anlamadım." der.
Hoca, güler "Anlamadın mı? Sana en aptal insanı bile akıllandırır demedim mi? Bir balığın kafasını yedin, kafan hemen çalıştı." diye cevap verir.