Sen de haklısın - (И ты прав)

Adamın biri (один человек; adam — человек, bir — один), Hoca'ya gelir (к Ходже приходит; gelmek — приходить), hasmından şikâyet eder (на своего обидчика жалуется; hasım — враг, противник, şikayet — жалоба, şikayet etmek — жаловаться), derdini uzun uzun anlatır (свое горе долго рассказывает; dert — горе, беда, uzun — долгий, длинный, anlatmak — рассказывать):

— Haklı değil miyim amma Hocam, der (но разве я не прав, Ходжа? говорит; haklı — прав, правый, değil — не, mi — вопросительная частица, amma — но, demek — говорить). Hoca:

— Haklısın komşucuğum haklısın (ты прав, соседушка, ты прав; komşu — сосед), der.

O adam gider (тот человек уходит; gitmek — уходить), bu defa onun hasmı gelir (на этот раз приходит его обидчик). O da dert yanar (и он о своем горе рассказывает), sonunda (в конце; son — конец; sonunda — в конце концов):

— Haklı değil miyim amma Hocam, der (но разве я не прав, Ходжа? говорит). Hoca ona da (Ходжа и ему; o — он; da — и, тоже):

— Haklısın, yerden göğe kadar haklısın, der (ты прав, совершенно: «от неба до земли» прав, говорит; yer — земля, gök — небо, kadar — до). O da gidince (когда и он ушел), karısı Hocaya (/его/ жена его спрашивает; karı — жена; sormak — спрашивать):

— Hoca Efendi, der (господин Ходжа, говорит), biri geldi şikayetini anlattı, "haklısın" dedin (один пришел свою жалобу рассказал, ты сказал «ты прав»). O gitti, öbürü geldi (он ушел, другой пришел; öbür — другой), ona da "haklısın" dedin (ты и ему «ты прав» сказал). Bu ne biçim iş? (что это за дела; bu — это; ne — что; biçim — форма, покрой; iş — дело) Elbette bunların biri haklı, öbürü haksız (конечно, один из них прав, /а/ другой неправ; hak — право, haklı — прав/ый/, haksız — неправ/ый/).

Hoca, karısına (Ходжа /своей/ жене):

— Sen de haklısın karıcığım, der (ты тоже права, женушка; karı — жена), sen de haklısın (ты тоже права).

Sen de haklısın

Adamın biri, Hoca'ya gelir, hasmından şikâyet eder, derdini uzun uzun anlatır:

— Haklı değil miyim amma Hocam, der. Hoca:

— Haklısın komşucuğum haklısın, der.

O adam gider, bu defa onun hasmı gelir. O da dert yanar, sonunda:

— Haklı değil miyim amma Hocam, der. Hoca ona da:

— Haklısın, yerden göğe kadar haklısın, der. O da gidince, karısı Hocaya:

— Hoca Efendi, der, biri geldi şikayetini anlattı, "haklısın" dedin. O gitti, öbürü geldi, ona da "haklısın" dedin. Bu ne biçim iş? Elbette bunların biri haklı, öbürü haksız.

Hoca, karısına:

— Sen de haklısın karıcığım, der, sen de haklısın.

Yorum ekle


Top